10 Ekim 2010 Pazar

maybe im paranoid


Bugün tam da tahmin ettiğim gibi geçti.Hatta daha fazlası.Korna sesleriyle dolu bir gündü.Ben hava kararmadan biteceğini düşünüyordum oysaki.Yedi buçukda ise hala yatağımdan korna seslerini duyabiliyordum.Evet o derece! Güne güzel başlayamadım yine.10.10.10un lanetinden değil ama bu. Uzun zamandır süre gelen bi hal benimkisi.Güne mutlu başlama olarak adlandırılan duygu içimde bi yerlere kaçmış olmalı.Bir türlü bulamıyorum.Sabah evde kahvaltı yapmadım.Öğlen iki buçuk üç gibi burgera gidip menü indirdim mideme.Tek başımaydım. Ulaşabildiğim arkadaşlarımın işleri vardı.Ulaşamadıklarım da cabası tabi. Şizofren takılırım ve iç sesimle arkadaşlık yaparım diyerekten gittim.Bikaç saat dolandıktan sonra eve dönmeye karar verdim ve malum dolmuşa bindim.Dolmuş şoförü amcamız günün tarihinden nasibini almış olmalı ki bütün yol boyunca oyun havası dinlettirdi bizlere.Yeter artık daha fazla dayanamıyorum deyip yakamı paçamı yırtıcaktım ki eve yaklaştığımı farkettim. Durum o kadar vahimdi ki şarkı beynimde bi nevi uyuşukluk yaratmıştı. Sadece şarkıya odaklanmıştım ve buhranlar geçiriyordum adeta.Dolmuştan kendimi nasıl attığımı bilemedim. Eve gelir gelmez de yatağıma kıvrılıp bikaç saat uyudum.


Sanırım paranoyaklaştım.Yaklaşık bi saat önce odamın balkonundan bir ses geldi.Eski bi dolap var orda.Yaklaşık 6 ay dolabın üstünü yuvaları bellemiş güvercinleri bikaç ay önce arkadaşımın mükemmel bi önerisiyle uzaklaştırmayı başardım.Lambanın ordan bi cd sarkıttım ve sevgili bok yaratıkları artık gelmiyolar şükürler olsun.Evet bok yaratıkları dedim çünkü tatilden döndükten sonra karşılaştığım manzara dehşete düşürmüştü beni.Balkonda güvercin bokundan zemin görünmüyordu! Pis herifler her yere sıçmışlar. Ve o kadar küçük hayvanlardan o kadar büyük şeyler nasıl çıkıyor hala şaşıyorum.Neyse bok muhabbetini kapatalım ve asıl muhabbete dönelim.İşte yaklaşık bir saat önce uslu uslu oturup televizyon izlemeye çalışırken çok acaip bi ses geldi balkondan.Hemen doğruldum, televizyonun sesini kıstım ve kulağımı kabarttım.Yaşadığım şeyler yüzünden aklımdan binbir türlü şey geçebiliyor.Normal bi durumda aklıma bile getiremeyeceğim şeyleri panik halinde beynimde hiç durmadan sıralayabiliyorum.Bu kabiliyetimi de dört buçuk sene önce abimin hasta olmasından sonra kazandım.Ne kabiliyet ama..En mantıklı(!) seçenekler şunlardı:
*Bir hırsız var.Uzun zamandır bizim balkonu gözetliyor.Dolabın içinin tepeleme çay dolu olduğunu farketti ( annem rizelidir) ve bunları çalmak için dolabı açıyor.
*Abim uyandı.Yerinden kalktı.Babam karşı çekyatında yatıyor ama uyuyor.Annem bilgisayarın başında arkadaşlarıyla konuşuyor.Bu sayede kimseye farkettirmeden diğer odadan benim balkona atladı ve orda yine bi delilik yapacak.(işte bu seçenek kopma anım oldu)
*Yine kuşlardan biri geldi ve oralarda uçuşuyor.Ben de paranoyaklığımın zorlamasıyla yanlış şeyler düşünüyorum.Hem zaten dolabın kapısı bozuk olduğundan bir kuş şiddetiyle çok çabuk açılabilir.( bu bana göre çok düşük bi ihtimal olsa da )

5 dakikaya yakın oturup başka ses geliyor mu diye dinledim.Kalbimi de olduğu yerde tutmaya çalışıyordum tabi bu sırada.Koşarak abime baktım önce.Ohh! Yerinde yatıyordu hala. Başka herhangi kötü bişey olsa da artık önemli değildi zaten.Anneme baktım.O bişeyler olduğunu anlamş olmalı noldu? dedi.Bişey yok hala bilgisayar başında mısın diye baktım diye bişeyler geveledim. Ailecek yaşadığımız büyük trajedilerden sonra evdeki hiç kimseye kuşkulandığım birşeyden bahsetmiyorum.Çünkü saniyede bir panik odası durumu yaşıyoruz.Hele ki annem çok pimpiriklidir. Ona asla böyle şeylerden bahsetmem.Ve inanır mısınız hala korkudan balkona bakamadım.Hala odamda oturuyorum ve hala orayı düşünüyorum.Perdeyi hafifçe aralayıp baktığımda balkondaki kişi beni farkedicek ve öldürecek diye düşünüyorum.Tanrııııııımm.. Şaka gibi. Kendime gerçekten inanamıyorum ama evet böyle düşünüyorum. Ve ne yapmam gerek şu an gerçekten bilmiyorum. Yardıma ihtiyacım var.Sesimi duyan var mı ?

10-10-10 laneti hepimizi vurdu


Hayır hayır gerçekten ben bişey yapmadım Tanrım..
Bütün suç takvimin.
Yemin ederim.
Uykumun bir suçu yok.
Benim de öyle.
Biz yarın, ikimiz,uykum ve ben çok güzel rüyalarda olmayı düşünüyorduk.
Takvimin gösterdiği sayılarsa bizimle dalga geçiyor.
Ne yani ben şimdi yarın davul seslerinden uyuyamayacak mıyım?
Düğün konvoyları yüzünden karşıdan karşıya geçemeyecek miyim?
Her yerde allı pullu, boya küpüne düşmüş, kafaları göğe değecek şekilde canlılar mı görücem?
Ama bu bizim suçumuz değil ki!!
Bunun bi rüya olduğunu söyleyin bana.
Ve bütün evlenecek çiftlerin bu tarihi beklemediğini söyleyin.
Lütfen!

9 Ekim 2010 Cumartesi

bunlar aslında yasaklı konular

İlişkiler.
Artık ilişkiler hakkında olumlu düşünemiyorum nedense.
Belki genelde beni üzen ilişkiler yaşadığımdan
ya da son ilişkimin üstünden çok uzun zaman geçtiği için nasıl bi duygu olduğunu unuttuğumdan.
Neyse ne.
Farketmez.
Zaten hepsi sonunda yaralamaz mı ?


Ama tabi ki zifiri karamsar değilim.
Yolda ya da herhangi bi yerde gördüğüm sarılar hakkında olumlu düşünebiliyorum.
5 saniyelik gördüğüm bi sarıyla hayallerimde evliliğe kadar gidebiliyorum bile.
Böyle de bir hayal gücüm var.
Şaşırılır.
Ama o sarının yanında hemen sonra bir kız belirdiğinde ise
başımın üstündeki baloncuk birden yok olup
gerçek tokat gibi suratıma çarpıyor orası da ayrı kıhkıh.


Sonra kendimi şöyle teselli ediyorum.


Her zaman sığınmak için bir bahanem vardır.
Çok işe yarıyor.
Deneyin.


Ve tabi ki en büyük dayanağım ve bahanem.


Çok sevdiğim bu grubun çok sevdiğim şarkısını da aklıma gelmişken paylaşıyım o halde:

xoxo.

der ki

Bugün cumartesi diğ mi ?
Bakın ne buldum.

Olur mu dersiniz?
Görelim.


8 Ekim 2010 Cuma

7 Ekim 2010 Perşembe

Çocukken kirazları iyileştirmek isterdim.Meyveler kırmızı olunca yaralı olduklarını sanırdım.

Çok seçiciyim.Fazlasıyla.Ne aradığımı bilmiyorum. Aslında biliyorum ama çok fazla şey istiyorum. Bu nedenle hayatımda yaklaşık bir buçuk senedir biri yok.Olmasını istemediğimden değil kendime göre biri bulamadığımdan kaynaklanıyor bu da. Evet çaba sarfediyorum, birinden hoşlanmaya çalışıyorum ya da bunun gibi şeyler. Ama hiçbirinde damarlarımdaki kanı dolandıracak o özel şeyi bulamıyorum.Karşımdakinin sadece dış görünüşü, sadece düşünceli olması, sadece zengin olması, sadece bilgili olması, sadece duyarlı olması yetmiyor. Hepsinin birleştiği mükemmele yakın birini arıyorum sanırım.Bu da yalnızlık dalında hiç teklemeden yükselmemi sağlıyor.Hayallerimi dünyadaki diğer şeylerle süslemem gerek, ama bu şekilde yaşamaya başlayalı o kadar uzun zaman oldu ki içimde kocaman bir boşluk yarattığımı hissediyorum.

Umursamazlık aşkın düşmanı
O mükemmele yakın kişi kesinlikle umursamaz olmamalı. Her şeyimle, her anlattığımla ya da bizimle ilgili her şeyle ilgilenmeli. Hafife almamalı.Ve bunları isteyerek, içinden gelerek yapmalı.İstemese bile istemediğini belli etmemeli.

Ne kadar eğlence o kadar aşk
Eğlence kesinlikle benim için çok önemli. Onun yanında şimdi ne yapalım sorusunu sormak istemem.Ben bişeyler demeden beni eğlenebileceğim ya da vakit geçirebileceğim bi yere götürebilmeli.Ya da sadece yan yana olsak bile sıkıldım dememeliyim. Eee konuşsana gibi kelimeler duymamalıyım.Aklımıza geleni o an yapabilmeliyiz yeri geldiğinde.Ertelenmemeli.

Düşüncelerim düşüncelerine, zevklerim zevklerine
Boyu boyuma uygun olmasına gerek yok.Benden uzun olsun yeter :p Ama huyu huyuma olmalı.Zevklerimizin kesinlikle aynı olması lazım.Müzik konusu mesela. Çok önem veririm.Michael Jackson harici pop pek sevmem. Türk poplarının çoğunu bilirim ama malesef. Şu kulaktan dolma olayları.Murphy kanunlarına sığınıyorum bu durumda.Onun dışında Muse,Placebo,Dolores O'riordan,Fleet Foxes,Coldplay,U2... gibi gruplara bayılırım.Bu tarz şarkılar dinleyen adama kalbimin en güzel yerini ayırıyorum.

Düşünce konusuna gelince.Evet çok düşünceli biri olmalı.Tamam çok olmasa da olur. Erkeklerde bu zaten imkansız gibi bi durum.Ama düşünceli olmalı.Hödük olmasın yani.Bilgili olması da ayrı bi durum. Benim yanımda ezilmemeli. O ne ya gibi cümleler kurmamalı.Tabi ki her şeyi bilecek demiyorum ama çoğu şeyden haberi olmalı.Hatta beni zaman zaman bilgisiyle şaşırtmalı. Hayran bırakmalı.

Sarılar önden
Sarı erkekelere karşı çok farklı bi çekim kuvveti oluşuyor bende.Bulunduğum ülkede sarı insanların azlığından mıdır ya da onların her nasılsa hepsinin güzel oluşundan mıdır bilmiyorum. Ama sarı biri gördüğümde itiraf ediyorum yapışasım geliyor.Hepsine değil tabi seçici oluyorum kıhkıh.Ama sarılar benim için yine de çok ayrı.Şu ana kadar hiç sarı sevgilim olmadı orası ayrı.-2 gün takıldığım fransızı saymazsak hihi-

Teni beni yakmalı
Her şey bi kenara bana her dokunduğunda kalbim daha hızlı atmalı.Dokunuşları iyi hissettirmeli.Dokunduğunda huzur bulmalıyım.İğreti hissetmemeliyim.O her dokunduğunda bi kez daha gülümseyebilmeliyim.


Ve aşk gökyüzünde dikenli bir telle korunuyor



Büyük A ile başlayan aşkla henüz karşılaşmadım.


3 Ekim 2010 Pazar

normal mi sence

Süüpper günler geçiriyorum.O kadar harika, o kadar akıcı ki zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum bile. Diğer günü iple çekiyorum ve uzun zamandır mutlu olmadığım kadar mutluyum!!


Bugün n'apalım dedik ve kızlarla dışarı çıkıp alışveriş yapmaya karar verdik.Süslendik püslendik ve düştük avm yollarına.O mağaza senin bu mağaza benim talan ettik. Bok gibi paramız olduğu için deli gibi alışveriş yaptık.Hatta naktimiz bitince kredi kartına dayadık.Bu sırada da ağzımız boş durmadı tabi. Sürekli bi yerlerde bişeyler yiyip içtik.O kadar eğlendik o kadar eğlendik ki içinde olmayan anlayamaz o kadar yani !!



Kızlarla saatlerce vakit geçirdikten sonra eve dönüyodum ki babam aradı.Otobüslerde süründüğümü ve eve döndüğümü anlattım.Babam da demesin mi artık senin çok istediğin vosvosu almanın zamanı geldi diye!! Otobüste bir çığlık attım ki bütün gözler üstüme çevrildi. Hemen yarın gidip alalım dedi.Telefonu baba seni çok seviyorum cümlelerini defalarca tekrarlayarak kapattım.Sonunda bu da oldu. Çokça mutluyum!!




Binbir mutlulukla sevgili evime döndüğümde sevgili sevgilim aradı. Beni çok özlediğini ve hemen görmek istediğini söyledi. Halbuki daha dün görüşmüştük. Ama birbirimize o kadar bağlıyız ki çok çabuk özleyebiliyoruz birbirimizi.Çok yorgun olduğumu bana gelebileceğini söyledim.Bir saate kalmadan kapımda bitti.Sarılıp koklaşıp hasret giderdikten sonra film izlemeye karar verdik. İkimizde film manyağı olduğumuz için bir tanesi kesmedi tabi.Benim gibi o da gerilim filmleri sevdiğinden peş peşe sıraladık gerilimleri.Sonunda bir filmin ortasında uyuyakalmışız.Sabah ben erken uyanıp ikimize misler gibi bi kahvaltı hazırladım. Sohbetli bir kahvaltının ardından ikimz de okullarımıza gittik. Her şey muhteşem!!




Tabi ki saçmalık! Bunların hiç biri olmadı.


Her şey yine sıradan.Değişen hiçbir şey yok.Ne deli gibi alışveriş yapıyorum,ne senelerdir hayalini kurduğum vosvosu alabildim, ne de tam hayallerimdeki gibi bir sevgilim var!! Bok gibi oraya buraya savurcağım paralar da yok!! Hayatımda son zamanlardaki en büyük değişiklik ehliyet almam oldu. Onun huzuruyla bikaç günümü idare edebilirim diye düşünüyorum.Hayatımdaki her şeyde bir şeyler eksik.Tamam kabul çok karışık oldu. Yani hiçbir şeyim tam değil.Ne okul hayatım, ne aşk hayatım, ne aile düzenim.. Bazılarının hatta çoğunun yaşadığı gibi toz pembe bi hayatım yok. Kıskanmıyorum demicem çünkü bu sefer kıskanıyorum!! Geçen seneyi öyle böyle idare ettim ama bu seneyi de böyle geçiremem. Artık her şey yoluna girebilir mi lütfen!!



in the end all i really want to hear is..
i love you.