29 Kasım 2010 Pazartesi
24 Kasım 2010 Çarşamba
I don't want to die. I sometimes wish I'd never been born at all.
23 Kasım 2010 Salı
dünyanın sonuna doğmuşuz

Kamboçya'da olan faciayı gördünüz mü duydunuz mu bilmiyorum. Ama o haberi izlediğimden beri ağlıyorum.Bugüne kadar birçok nedenden (savaş, doğal afet vs) toplu ölümler oldu.Binlerce hatta milyonlarca insan öldü. Ama gerçekten hiçbirinde bu kadar üzülmedim ve ağlamadım. Saatlerdir kalbim sıkışıyor ve nefes alamıcak durumdayım. O insanları öyle görünce inanılmaz kötü oldum. Ben böyle olaylara fazla üzülen bi insan değilim ve bu olayı öğrendiğimde resmen ağlamaya başladım ve hala ağlıyorum. Kendimi onların yerine koyamıyorum bile. Kalbim çok fazla sıkışıyo ve böyle bişeyi düşündüğümde fenalaşıyorum. Yüzleri, kolları, vücutları mosmor olmuş insanlar. Birbirlerinin altında ezilerek, boğularak ölmüşler. Kimisi gözleri açık şekilde ölmüş kimisi güçlükle nefes almaya çalışıyor. Şu ana kadar 378 kişi ölmüş ve 800 yaralı var. Aralarında çok ağır yaralı olanları varmış ve ölüm sayısının artacağı tahmin ediliyormuş.
Olay Kamboçya'da son 3 yıldır düzenlenen Su Festivali sırasında oluyor. Kutlama sırasında anladığım kadarıyla bir elektrik kaçağı oluyor ve birkaç kişiye elektrik çarpıyor. Festivalde bulunan diğer insanlarda haliyle panikliyor ve izdiham oluşuyor. Herkes kaçma çabası içine girince birbirlerinin üstüne çıkıyorlar. Sonrası malum.. Allahım ne büyük trajedi!
Allah ailelelerine sabır versin. Kaldırılabilecek bi durum değil gerçekten. Resimler ve açıklamaları şurda. Bakmanızı pek tavsiye etmesem ama merak edenler için :
22 Kasım 2010 Pazartesi
zor yerden geldi
1- En sevdiğiniz kelime: Bunu kelimeler olarak düzeltip hemen "lan" ve "olm" cevaplarını hiç düşünmeden yapıştırıyorum. Bu kelimeler candır arkadaşlar. Sizi zor zamanlarınızda hiç yalnız bırakmazlar. Ne zaman bi sıfata ihtiyacın olsa ve bi sıfat bulamasan bunlar devreye girer bende. Lügatımdan hiç düşmeyen hatta birincilikleri oynayan iki kelime. Sevilir yani.
2- En nefret ettiğiniz kelime: En nefret ettiğim kelime sanırım kanka ve çeşitleri. Kanka, kanki, kankitoş, panpa ( bu da yeni çıktı lanet ). Bunun yanı sıra aşkım ve türevlerini de sevmem. Aşkum, ajgum, aşkitoş, ciciş gibi vıcık vıcık yapışkanlık kokan laflar. Söyleyenlerin ağzına bi tane çarpasım gelmiyo değil.
3- Sizi ne heyecanlandırır: Zor bi soru aslında. Tek bi cevabı yok. Bir sürü şeyden heycanlanan biriyim. Özel numaralardan aranmak, bazen gelen mesajlar, yeni keşfettiğim şarkılar, gideceğim konser ve buna benzer şeyler ( partiler, eğlenceler..), toplum içinde şarkı söylemek, karşı takımın ceza sahası içine girdiğim anda duyduğum gol heycanı (pes için gerçerli) ayrıca tuttuğum takım atak yaptığında ve en fazla da gol attığında duyduğum heycan falan filan anacım. Hepsini yazarsam eğer sabaha çıkamam sanırım.
4- Heyecanınızı ne öldürür: Lafımın bölünmesi heyecanımı öldüren en büyük şey sanırım.Birine bir şey anlatırken pattan araya girip başkasına bi soru sorması ya da herhangi farklı bi konudan bahsetmeye başlaması. Hayatı o an ona zindan etmek isterim. Ve bunu yaptıktan sonra kesinlikle bi daha anlattığım konuya geri dönmem. Örnekleri çok başıma geldi arkadaşlarım bu durumdan çok çekti. Ama yapcak bişey yok arkadaşım. Pür dikkat dinliceksin beni. Yoksa yakarım çıranı yani.
5- En sevdiğiniz ses: Piyano sesi geldi ilk aklıma. Bütün gün hiç durmadan piyano dinleyebilirim. Bunun yanında erkeğin tok seslisi de en sevdiğim seslerden sayılabilir. öhöm neyse burayı geçelim.He bir de tezahürat sesi var tabi. Onu da es geçmemek lazım.
6- Nefret ettiğiniz ses: Tırnakların ya da sert cisimlerin duvara, tahtaya ve başka iğrenç sesler çıkarabilen diğer sert cisimlere sürtüldüğünde çıkan o ses. Ne cümle kurdum anasını satıyım. İşte o ses. Sinir etmek için yapanlar oluyo. Onların kafalarını aynı öyle sürtmek istiyorum işte o zaman.
7- Hangi mesleği yapmak istemezsiniz: Vücut yorgunluğuyla sonuçlanacak işler. Ne biliyim işte hamallık, çöpçülük gibi işler. He bi de parası az olan işleri yapmak istemem tabi her insanın isteyeceği gibi efendim.
8- Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz: Resim çizebilme sanırım. Böyle iyisinden ama yani. Ressam olacaksın. Aklına geleni çizeceksin. Ben deniyorum da aklımda olanla kağıda dökülenin arasında baya fark oluyo yani. Tamam güzel çiziyorum yine de ama aklımdakini hiç bi zaman tam yansıtamıyorum be. Kötü.
9- Kendiniz olmasaydınız kim olmak isterdiniz: Mark Zuckerberg olmak isterdim valla. Adam akıllı gitmiş Harvarda ordan kafasıyla dünyanın en zengin genci oluvermiş şu facebook zımbırtısı sayesinde.Şimdi paraya para demiyo herif. Bi elinde para bi elinde sevgilisi hayatı yaşıyo valla. Oh anasını satıyım hayat ona güzel.
10- Nerede yaşamak isterdiniz: Maldivler efendime söyliyim Venedik ya da New York olabilir. Aslında büyük şehirlerin hepsinde yaşayabilirim. Kalabalığı ve gürültüyü seven bi insanım. He bi de deniz olursa iyi olur yani. Ama tabi şu an benim için en makbulü İstanbul olmakta. Seneye inşallah kavuşucam.
11- En önemli kusurunuz: Bu soru sanırım yanlış sorulmuş. En önemli değil en büyük kusurunuz olacaktı sanırım. En büyük kusurum çabuk affedebilmem ve bi insanı hayatımdan kolay kolay çıkaramamam. Yani tamam hayatımdan çıkarıyorum ama izi kolay kolay benden gitmiyor malesef. Yani o kadar şey yaşıyoruz paylaşıyoruz ve birden hayatından tamamen çıkıyor. Bu benim nedense bi türlü kabullenemediğim bir şey. O kadar şey paylaşıyosun sonuçta bence hayatının bi yerinde mutlaka olmalı. Tabi bu her durum için geçerli değil. Gerçekten hayatında olmaması gerekiyosa bunu haketmişse olması gerekeni yaparsın. Neyse bu karışık lan. İşte o yani. Anladınız siz.
12- Size en fazla keyif veren kötü huyunuz: Sigaradan NEFRET ederim. Tabi ki onu söylemicem. Ama alkole asla hayır diyemiyorum be. Kötü bi huy mu bilmiyorum ama keyif veren kısmını okuyunca direk alkolü yapıştırıyım dedim.
13- Kahramanınız kim: Babam. Yaşadığımız onca şeye rağmen ailem hala dimdik ayakta. Onun yerinde başka biri olsaydı yaptıklarının onda birini yapamazdı diye tahmin ediyorum. En büyük kahramanım. Yerim onu.
14- En çok kullandığınız kötü kelime: Kevaşe :D Geçen sene sınıfta arkadaşlarla ağzımıza dolanmıştı. Laf olsun diye aramızda naber lan kevaşe falan diyoduk. Kız erkek farketmeksizin. Dolandı bi kere ağzıma. Hala kullanıyorum. Lanet. Kurtulmam lazım. Hayır bi gün gelecek anneme falan söylicem sonra ölüm fermanımı yazacam yani.
15- Şu anki ruh haliniz: Valla şu an mükemmelim yahu. Abimi az önce peste yendim. İlk maç 3-1 ikinci maç 3-0. Çok pis oldu. Normalde hep o yenerdi ben pek yenemezdim ama bi ilham geldi ki sorma. Onun dışında Lara Fabian dinliyorum ve huzur doluyorum yani. 2 tane da browni intense çaktım değmeyin keyfime. He en önemlisini unutuyodum: Fenerbahçe Bucaya gider yaptı. Öperler burdan. Onun keyfi var üstümde.
16- Hayat felsefenizi hangi slogan özetler: Ye, iç, sıç.
17: Mutluluk rüyanız: Ben bunu anlamadım olm. Geçiyorum bunu.
18- Sizce mutluluğun tanımı: Sağlık+para+aşk+futbol+müzik( aşk konusunda kararsızım aslında. paran olunca her şey oluyo valla. artık buna inanıyorum nihoho)
19- Nasıl ölmek isterdiniz: Acı çekmeden. Uykumda olabilir ya da kalp krizi olabilir. Onda acı çekilmiyo sanırım. Yani ani ve acısız olsa iyi olur :p
20- Öldüğünüz zaman cennete giderseniz Allah'ın size ne söylemesini istersiniz: Bunu çok saçma buldum ben. Allah'a inanıyorum ama soru saçma geldi.
İşte böyle. Bir mimin daha sonuna gelmiş bulunmaktayız. Ne kadar uğraşsam da sonunda başardım.
He bu arada Lara Fabian demişken sizlerle de paylaşıyım da bi kulaklarınızın pası silinsin. Klip konserde geçiyor ve Lara hanım seyircilerin gösterdiği performans karşısında şok oluyor görüceksiniz ki. Bu kadar tatlı bi kadın olamaz sanırım. Nasıl şaşırıp ağlıyor. Heyt be.
intihar sebebi

O bir sarı ve tapılası bir sarı. Yani o birbirinden müthiş şarkıları yazmak, o kadar içten bi şekilde o şarkıları söylemek ve bi o kadar da insancıl olmak. İçindeki o anlayışı, o duyguları, o sevgiyi anlayabilmeyi çok isterdim. Onun gibi düşünebilmeyi, hissedebilmeyi de. İnsan var insan var abi. İnsan görün azcık. Az önce ölmeden önce yazdığı mektubu karşıma çıktı nette dolanırken. Çok önceden de okumuştum ama tekrardan okumak istedim. Çok kötü oldum be. Onun için ayrı çocuğu için ayrı üzüldüm. Özellikle mektubunda çocuğunun onu yanlış tanıması korkusuyla yazdığı o cümleyi okuduktan sonra.
Mektubu görmeyenler için paylaşıyım.

Bu da türkçe çevirisi:
Boddah'a Hitafen;
Daha çocukça şikayetleri olan, tükenmiş, deneyimli bir ahmağın ağzından konuşuyor olmak... Bu bayağı kolay anlaşılabilir bir not olmalı. Yıllar boyunca, diyelim ki, cemiyetimizin serbestliği ve benimsemesi ile ilgili ahlak punk rock 101 derslerinden alınan şikayetlerin ne kadar doğru olduğu kanıtlanmaktadır. Çok uzun zamandır okuyup, yazmakla brisket dinlemekten, yaratmaktan da olduğu gibi heyecan almadım. Bunlar için kelimelerle anlatılamayacak bir suçluluk duyuyorum.
Mesela sahne arkasındayken ve ışıklar sönüp kalabalığın çılgın tezahüratı başladığında, beni hayran olduğum ve kıskandığım Freddy Mercury'ye olduğu gibi etkilemedi. Gerçek şu ki sizi aptal yerine koyamam hiçbirinizi. Aklıma gelen en kötü suç, insanlara karşı sahtekarlık yapıp yüzde yüz eğleniyormuşum gibi görünerek dolap çevirmektir. Bazen sahneye çıkmadan önce mesai makinesine kart zımbalayacak gibi oluyorum. Gücümün yettiğince buna değer vermek için her şeyi denedim ve deniyorum. Tanrim, inan bana deniyorum ama bu yeterli olmuyor. Benim ve bizim birçok insanı etkilediğimiz ve eğlendirdiğimiz gerçeğine saygı duyuyorum. Elden kaybolduktan sonra kıymet veren biri o narsisistlerden biri olur. Ben çok hassasım. Bir zamanlar bir çocukken sahip olduğum hevesi yeniden kazanmak için biraz uyuşmaya ihtiyacım var. Son 3 turumuzda şahsen tanıdıklarıma ve müziğimin hayranı olan tüm insanlara çok değer verdim ama hala herkes için beslediğim öfke, suçluluk ve anlayışı aşamadım.
Hepimizin içinde iyilik var ve sanırım insanları çok fazla seviyorum. Öyle çok ki bu beni mutsuz hissettiriyor. Üzgün, küçük, hassas, değer vermeyen bir balık burcu, İsa oğlum!İhtiras ve anlayış yemini eden cazibeli bir karım var ve bana eski halimi çok fazla hatırlatan bir kızım. Sevgi, neşe dolu, her gördüğü insanı öpüyor çünkü herkes çok iyidir ve ona zarar vermez! Frances'in üzgün, kendine zarar veren ölü bir rocker olduğumu düşünecek olmasına dayanamıyorum.
İyi yapıyorum, çok iyi ve minnettarım, ama yedi yaşından beri insanlara karşı genel bir nefret duydum. Sırf insanlarla iyi geçinmek için ve anlayış sahibi olmak kolay görünüyor diye. Anlayış! Sanırım sadece insanların çok sevdiğim ve onlara çok üzüldüğüm için. Geçen yıllar boyunca mektuplarınız ve ilgileriniz için hepinize teşekkür ediyorum. Ben çok kararsız, ümitsizim. Artık eski tutkum yok ve şunu hatırla, sönüp gitmektense yanmak daha iyidir.
Barış,
sevgi,
anlayış...
Frances ve Courtney sunağınızda olacağım.
Lütfen devam et Courtney
Frances için
Hayatı çok daha mutlu olacak bensiz..
Sizi seviyorum sizi seviyorum "
Boddah, Kurt Cobain'in küçük çocukken kendince yarattığı ve varlığına inandığı kahramanıdır.
Daha çocukça şikayetleri olan, tükenmiş, deneyimli bir ahmağın ağzından konuşuyor olmak... Bu bayağı kolay anlaşılabilir bir not olmalı. Yıllar boyunca, diyelim ki, cemiyetimizin serbestliği ve benimsemesi ile ilgili ahlak punk rock 101 derslerinden alınan şikayetlerin ne kadar doğru olduğu kanıtlanmaktadır. Çok uzun zamandır okuyup, yazmakla brisket dinlemekten, yaratmaktan da olduğu gibi heyecan almadım. Bunlar için kelimelerle anlatılamayacak bir suçluluk duyuyorum.
Mesela sahne arkasındayken ve ışıklar sönüp kalabalığın çılgın tezahüratı başladığında, beni hayran olduğum ve kıskandığım Freddy Mercury'ye olduğu gibi etkilemedi. Gerçek şu ki sizi aptal yerine koyamam hiçbirinizi. Aklıma gelen en kötü suç, insanlara karşı sahtekarlık yapıp yüzde yüz eğleniyormuşum gibi görünerek dolap çevirmektir. Bazen sahneye çıkmadan önce mesai makinesine kart zımbalayacak gibi oluyorum. Gücümün yettiğince buna değer vermek için her şeyi denedim ve deniyorum. Tanrim, inan bana deniyorum ama bu yeterli olmuyor. Benim ve bizim birçok insanı etkilediğimiz ve eğlendirdiğimiz gerçeğine saygı duyuyorum. Elden kaybolduktan sonra kıymet veren biri o narsisistlerden biri olur. Ben çok hassasım. Bir zamanlar bir çocukken sahip olduğum hevesi yeniden kazanmak için biraz uyuşmaya ihtiyacım var. Son 3 turumuzda şahsen tanıdıklarıma ve müziğimin hayranı olan tüm insanlara çok değer verdim ama hala herkes için beslediğim öfke, suçluluk ve anlayışı aşamadım.
Hepimizin içinde iyilik var ve sanırım insanları çok fazla seviyorum. Öyle çok ki bu beni mutsuz hissettiriyor. Üzgün, küçük, hassas, değer vermeyen bir balık burcu, İsa oğlum!İhtiras ve anlayış yemini eden cazibeli bir karım var ve bana eski halimi çok fazla hatırlatan bir kızım. Sevgi, neşe dolu, her gördüğü insanı öpüyor çünkü herkes çok iyidir ve ona zarar vermez! Frances'in üzgün, kendine zarar veren ölü bir rocker olduğumu düşünecek olmasına dayanamıyorum.
İyi yapıyorum, çok iyi ve minnettarım, ama yedi yaşından beri insanlara karşı genel bir nefret duydum. Sırf insanlarla iyi geçinmek için ve anlayış sahibi olmak kolay görünüyor diye. Anlayış! Sanırım sadece insanların çok sevdiğim ve onlara çok üzüldüğüm için. Geçen yıllar boyunca mektuplarınız ve ilgileriniz için hepinize teşekkür ediyorum. Ben çok kararsız, ümitsizim. Artık eski tutkum yok ve şunu hatırla, sönüp gitmektense yanmak daha iyidir.
Barış,
sevgi,
anlayış...
Frances ve Courtney sunağınızda olacağım.
Lütfen devam et Courtney
Frances için
Hayatı çok daha mutlu olacak bensiz..
Sizi seviyorum sizi seviyorum "
Boddah, Kurt Cobain'in küçük çocukken kendince yarattığı ve varlığına inandığı kahramanıdır.
Sarılar hep beni çekmiştir. Tabi aklı ve zevki olan sarılar. Bu adam başı çeker abi. Bu adama ölünür be.
açıvereydim kollarımı gitme diyeydim
Saçlarımı kestirdim.
Acısı hala içimde.
18 Kasım 2010 Perşembe
Yapmıcaktın bunu bana Hollanda. Yalnız babamın kupon yaptığımdan haberi yoktu. Hollanda her atak yaptığında bağırıyorum falan. Sonra da ay ben neden seviniyosam falan diye kıvırıyorum. Hem Türkiyenin hem Hollandanın kazanmasını istemek tuhaf oldu lan.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)